Ceyda's profileS E B N E M ...PhotosBlogLists Tools Help

S E B N E M I K

/İsyan Bu Haykırış/
Photo 1 of 36

No content has been added yet.
11/22/2009

é"!'^+%&/(?

 
 
 
 
şaka yapıyorsun...?!
dalga geçiyorsun...?!
yalan söylüyorsun...?!
 
 
 
 
 
 
 
11/8/2009

ÖZLEMEK...

 
 
 
Tarif edilemez, delirten bir duygu.
Sözleyeceğin sözler öylesine birikmiş ve  dizilmiştir ki boğazına hem ağzından kaçıp gitmesinden korkarsın hem de bağırırsın ama kimse duymaz seni, en azından duymasını istediğin kişi. Boğulursun, nefes almanın güçlüğü içtiğin sigaradan değildir sadece. Bir başınasındır. Kimsenin seni anlamadığını düşünürsün, ondan başka kimsenin anlayamayacağını.
Ya gururdan konuşamazsın, ya korkudan, aynı acı sözlerle yine karşılaşacağının korkusu, ya sözler bitmiştir, ya olduğun durumu izah edebilecek kelimelerin varolmayışından, bulamamandan, ya da öyle bir duvar vardır ki karşında bir tarafı tülden diğer tarafı çelikten.
Öyle bir yemin etmiştir ki karşındaki duvarın hangi tarafı karşında onu bile göremezsin.
Bildiğin tek şey isyan içinde özlemek.
 
 
 
10/8/2009

AGLAMIYORUM-F.D.

 
 
 
Bir yanım sana çırpınır
Bütünüm boğulur sende
Zincirimi kırdı arsız aşk
Üzerimde demirden perde
Seni düşünürken içtiğim sigarayı
Korkarım ben söndürmeye
Sürsün bu ölüm ağır ağır
Gözlerimde boğulma diye
Ağlamıyorum, ağlamıyorum
Ağlamıyorum yine de
Ötenazim hadi biraz gayret
Batır sarı oklarını içime içime
Bu aşk süsü verilmiş bir cinayet
Tam istediğim gibidir üzülme
 
 
 
 
 
 

 
2/18/2009

Cem Adrian-Yollardayım

 
 
 
 

 
 
 
 
2/7/2009

Görünenin Ardında...

 
 
 
 
Tipim müsait değil bi kere sahtekarlık yapmaya. Şartlar bazen zorlamıyor değil. O kadar ki sadece küçük bir eyleme bakıyor. Ama yok olmuyor.
 
Eğitimci insan nasıl olur? karşısındakine "ben eğitimciyim..." le başlayan cümleler kuran bir insan...??? Hala aklım almıyor. sürekli anlatmaktan dinlemeyi, anlamayı unutmuş. Belki de hiç öyle bir kabiliyeti yoktu. Sadece anlatabildiklerinden dolayı eğitimci sıfatını almış. yazık dedim içinden bu insandan eğitim alan çocuklara. Böylesi zır cahil, dinlemek nedir bilmeyen, karşısındakini görmeyi geçtim nasıl konuşması gerektiğini bilmeyen, hiç konuşmasını bilmeyen, çirkef ötesi, hiçbir milatta olmayan, olabilenlerden daha insanlık dışı, kesinlikle "insan" sıfatını hakketmeyen, iğrenç ötesi bir madde, madde bile değil yaratık, o bile değil. yok yani başka tarifi yok...  İnsanlık bu kadar mı düştü? Artık şaşırmıycam desem de hala şaşırtabiliyorlar. "Yok artık bu kadar da değil" demeyi çok umut ediyorum ama yok olmuyor. bu kadarından daha da fazlası olur heralde. Bakalım onu ne zaman görücem. hala sinirim yatışmadı. sayfalarca hakaret bile edebilirim, heryerde hem de. Zaten o adlandıramadığım kişiyi gördüm ya insan da deniliyorsa ona ben zaten insan olmak istemiyorum.
 
Hadi şimdi beni eğit. yüksek lisansımı insanlık dışı varlık, doktoramı küfürler üzerine yapıcam. Tam da sana yakışan bir öğrenci. Sayende çoğalıyoruz. Tebrikler hocam.
 
 
 
 
1/7/2009

UNUTKANLIK VE BEN :(

 
 
 
Unutkanlık başa bela.
Dori sıfatını sonuna kadar taşımayı hakediyorum.
Özür dilemeyi de unuttum sanırım.
 
Her kime her neyi unuttuysam özür dilerim :)
 
 
 
12/31/2008

LEGOLARIM VE SEN :)

 
Hediyeler insanları mutlu ediyor muhakkak, egolarını da tatmin ettiği bir gerçek. Sevildiğini ve her ne kadar sevginin ölçütü olmasa da öyle yada böyle bir maddiyatla gösterilmesi de hoş her ne olursa olsun. Hediye paketleriyle eve dönmek neşemi yerine getirmeye yetti de arttı bile hele ki 3 taneyseler tavan yaptı diyebilirim :) hem de içlerinden biri legoysa. Hiçbirşeyi unutmuyorsun tek bir satırı bile kaçırmıyorsun ama bu kadarı da pes dedirtmedi değil. İlk legolarımı anaokuluna giderken almıştım ve okula bir oyuncak bağışlamak zorundaydık. annem de legolarımı bağışlamıştı. Kadın bir taşla iki kuş vurdu hem okulu memnun etti hem de kendini. bilmem kaç parçalık legoları evin her yanından toplamak zor biş olsa gerek kurtulmanın tek çaresi okula bağışlamaktı. Çok üzülmüştüm ağlamıştım günlerce ağladığımı biliyorum legolarım diye. Telafisi ise oyuncak araba oldu :D kız çocuğu arabayla oynar mı? kocaman oyuncak kamyonla evin içinde gezindiğimi biliyorum. Çocukluk işte legolarımı kurmalı bir oyuncak arabaya satmıştım. aradan 18 yıl geçiyor ve bir lego daha. Saate aldırmayıp birşeyler yapmaya başladım bile ilk aklıma araba yapmak geldi bilinçaltı belki de bu sefer arabaya satmıcam legolardan araba yapıcam diye :D sürücüsü bile var :) çok süper :) Şimdi çok büyük değilim tamam ama anaokulunu da bitireli baya oldu. Legoları sana bağışlayacak da değilim yerine bağışlayabilecek ne bir oyuncak arabam ne de sindy bebeğim var. Sadece 22 yıldan sonrasıyla idare edeceksin :) İyi ki nasıl olduğumu sordun yoksa ben hiçbir zaman nasıl olduğumun farkına bile varamayacaktım. İyi ki varsın Teşekkürler Canım.
 
10/3/2008

YA BUGÜN YA YARIN İÇİN...

 
 
Her zaman böyle durumlar çıkmaz tabi insanın karşısına. Zaten zor olanda daha ilerisinideki görüntüleri kestirememeiş olmam. bir görebilsem bir bilebilsem yada ufak bir tahmin yürütebilsem kesin karar anıdır. Herşey yolunda gibi gözüken şartlardan mı feragat etmek herşeyin yolunda olması muhtemel gelecek için ufaktan ve sıfırdan başlayan adımlar mı atmak? bu da kararsız an :)
 
özlenilen bir dostan " muhatapların senden daha büyük olmalılar ki sorularına cevap verebilsinler" zor bir soru değil ki ama cevabını bulan yok. yine ben karar vericem eğrisiyle doğrusuyla yine kendi kendime yaşıcam. "Kendisi için en doğru kararı yine insan kendisi verir" durumunu aşıyorum artık. alenen söylüyorum yardıma ihtiyacım var.
7/25/2008

Gövdesi Yanarken Ağacın...

 
 
 
Sabah erken kalkınmış izin gününde ve yola çıkılmış en uygun bir sahile varmak için. bir önceki gün arkadaşın "baya ilerde çok büyük bir yangın var felaket yanıyor" lafına "hadi canım senin gözlerin o kadar ileriyi görebiliyor mu? alevler kaç metre bakayım" şeklinde dalga geçilirken dünyadan bi haber yaşıyormuşuz. o arkadaşımız meğerse taaa menderesi görmüş. bir anda büyüyen bir yangın nelere yol açmış 12 saat içinde kendi gözlerimle görmüş olmam şaşkınlığımı daha da arttırdı. uykumdan feda edip yolllara dümeme rağmen gayet keyifli başladığım günü bu yangının mahvedeceğini hiç aklıma getiremezdim. gördüğüm o manzaraya mı üzülsem o manzaranın doğurduğu sonuçlara mı üzülsem bilemedim. kibritin hiç kırılmadan yanıp kül aldığı şekli gibi ağaçlar o tepelerde aynen öyle duruyordu simsiyah gövdesi ve dallarıyla. hiç unutmadığım ise bir ağaç gövdesi belli şeklinden baya eski bir ağaçtı dalız budaksız sadece bir gövde yol kenarında, toprak bile simsiyah olmuş alevler çoktan menderesin eşiğine dayanmışken o hala içten içe yanıyordu dumanlarını tüttüre tüttüre. zaten önce dumanlarını görüyorsunuz ne yanıyor acaba hala diye hızlı göz hamleleri yaparken dumanların o ağaç gövdesinden geldiğine şaşırıyor insan. içinden, gövdesinin kırıkları arasından dumanlar çıkıyor içinde kor var sanki. ama manzara tasvir edilemeyecek gibi. son aylarda elimden düşürmediğim makinayla neden o manzarayı fotoğraflamadıysam artık. uygun sahilimize vardığımız da elektriklerin ve ona bağlı olarak suların olmadığı bilgisi bir kez daha içimizden yangına neden olanlara sağlam cümleler kurmamıza neden oldu. deniz.... küllerin arasında sabah duşu almak :) ilginçti ama sıcağa yenik düşmüştük bi kere ayaklarımızın dibinde deniz varken. sonra hafifiten bir rüzgar ve deniz pırıl pırıl oldu bir iki saat içinde. öğleden sonra da felç olmuş esnafın imdadına yetişti elektirk ve sular. ve tabi bizde biraz medeniyete kavuşmuş olduk. harika başlamıştı bir günlük keyfimiz ve harika bir şekilde son buldu ama o aradaki görüntüler 2 gün boyunca dilimden düşmedi. ve o ağaç... onun hakkında sayfalarca yazabilirim. gerçekten üzücü bir olay harika bir günü paylaşmasına rağmen.
 
 
 
 
7/8/2008

Bloglamak

 
 
Bu sefer arayı biraz uzattım. iyi de oldu. özlemişim spacesimi :) günlük olağan mail kontrolleri iş ilanları gazete başlıkları vs. derken sabırsızlıkla açıyorum artık spacesimi. sanal günlük furyası başlayalı epey oldu ama bende ki heves daha bitmedi. öyle ki hergün saçmalamak geliyor içimden buraya. bakalım ne kadar saçmayalayabilicem.
 
edit: bugün 40 kere tıklanmış spacesim ve daha bugünün bitmesine 23 dk var 41 kere maşallaah :)
 
 
7/6/2008

"Şalter"

 

"Hani halk arasında şalter olarak da bilinebilen elektrik sigorta alternatif ve doğru akım devrelerinde kullanılan cihazları ve bu cihazlara mahsus iletkenleri, aşırı akımlardan koruyarak devreleri ve cihazı hasardan kurtaran açma elamanları diye bilinir.. Sigortalar evlerde, elektrik santrallarında, endüstri tesislerinde kumanda panolarında, elektrikle çalışan bütün aletlerde kullanılır ki ani yüksek akımda yahut uzun süreli limit akımda, sigorta devreyi kesecek olan mekanizmayı öyle ya da böyle tetikleyerek devreyi keser ve daha fazla akım gitmesine engel olur.

Tahminime göre biz beynini aktif olarak kullanabilen yaratıklarda elektrik akımlarının türevleri ile çalışıyor olduğumuza göre bir takım sigortavari elemanlara sahibiz içerilerde bir yerlerde. Ani, yüksek yahut sürekli gelen akınlarda bu eleman koşar gider ve yetkili mercilere haber vererek türlü şekilde iletişimde olan noktaların iletişimini, etkileşimini keserek bir nevi imdada yetişir.

Hele bir de böyle gelip giden ani ve yüksek akımların etkisini arttıracak türlü katalizörlerle desteklenen olaylarda durum sanki bir miktar daha farklı cereyan ediyormuş gibi hissediyorum. Hissediyorum diyorum zira bir ya da sayılarını tahmin edemediğim bir kaç sigorta elemanı görevlerini itina ile yerine getirmiş gibi geliyor bana ve hatta hala daha ilgili elemanlardan haber alınamıyor olması içimde derhal arama kurtarma ekiplerine haber verilmesi ve bir acil müdahale ekibi kurularak duruma el koyması sağlanması gerektiği konusunda ince ince dürtüklüyor, yetmiyor aba altından sopa dahi gösteriyor.

Sigortalar atıp, şalterler indiği zaman önce elektriğe bağlı aletlerin bağlantısı kesilir ve şalter o şekilde kaldırılır ki olası bir aksaklıkta edevata zeval gelmesin.

Ben de ne yapmam gerektiğini düşünüyorum şu sıra, ince ince. Hangi edevatların akımla olan bağlantısını kesmeli ve hatta kaldırıp tavan arasına kaldırmalı onu tartışıyorum kendi içimde.

Hadi bakalım, şimdi sigara bul ki içesin." crato

 

 

5/4/2008

Beseech Lost

 
 
  
 
 
BESEECH - LOST
 
Lost in myself, I cannot feel
Control I aim, I stumble and fall
Believing you, that's why I loose
Emotionless, I'm falling apart

Reaching for you but falling through
Confused I am, I'm loosing ground
Embraced by you in my own mind
Holding on to the sweet beliefs

Calling out my own reality,
Screaming out all my fears
Overwhelmed by all insanity,
Sacrificed a thousand tears

Calling out in pain my weaknesses,
Fighting to get back whole
Overwhelmed by madness,
Lost in the darkness of my soul

Woke up alone, but in my heart
You were there whispering my name
Wanna go back to the same old place
Where we belonged until death do us part

I close my eyes and numb my heart
Wish for sleep but only face my truth
Embraced by you in my own mind
Holding on to the sweet beliefs

Calling out my own reality,
Screaming out all my fears
Overwhelmed by all insanity,
Sacrificed a thousand tears

Calling out in pain my weaknesses,
Fighting to get back whole
Overwhelmed by madness,
Lost in the darkness of my soul
 
 
 
 
 
4/7/2008

Erkin Koray - Senden Başka Hiç Kimse Yok İçimde

 

"İnan ki..

Senden başka..

Senden başka..

Senden başka..

Hiç..

Kimse yok içimde..

Kimse yok içimde..

 

Yüzüne bakmasam da,başımı çevirsem de..

Seni her gördüğümde..seni her gördüğümde..

 

İnaaaan ki.. senden başka senden başka senden başka hiç..

Kimse yok içimde..kimse yok içimde..

 

Ne kadar kırgın olsam dargın olsam da bile..

Dargın olsam da bile..

 

İnaaaan ki.. senden başka.. senden başka.. senden başka..

Hiç.. kimse yok içimde..kimse yok içimde..

..kimse yok içimde..

..kimse yok içimde.. "

 

Erkin Koray

 

 

 

        Ara ara içimde erkin koray dinleme isteği uyanıyor ve dönüp dolaşıp her defasında bu şarkıya çıkıyorum. Hemen aklımda türkan şoray ın "sultan" adlı fimi canlanıyor ne alakaysa (o filmde bu şarkı kullanılıyor mu bilmiyorum ama sanmam) gerçekleşmesi mümkün ama nedense hiç olmayacak olan hayalim türk filmlerinden özellikle 70-80 li  yıllara ait türk filmlerinden (daha eskilerden olsa olsa belgin doruklu siyah beyaz filmler olabilir) oluşan bir arşiv yapmak. hani bazen onlarca kez izlenildiği halde yinede " tv de olsa da  izlesem" denilen türden canım istediği an tvyi beklemeden teknolojinin nimetlerinden yararlanıp istediğim filmi seyretmek ne iyi olurdu. farkettim ki spacesimde bu şarkıya dair bir şey yok en azından sözlerini bulundurayım :)

 

kendi kendime konuşup yazmak da güzel :D

 

 

 

3/1/2008

Teknolojinin Çare Olamadığı...

 
 
 
Sakarlığıma diyecek birşey bulamıyorum artık ama şansımı çok zorladım sonsuza kadar hep aynı yerden kurtaramazdım ki düştü işte sonunda boğuldu suda telefonum. hadi onu da geçtim dakikalar sonra bunu farketmiş olmam en kötüsü. yok hayır en kötüsü bataryasını saatlerce telefonda bırakmamdı. hiçbirşeye üzülmüyorum da insan anılarını telefonda saklar mı? sms dediğin nedir ki anıya bedel olur mu? herşey herşeyi unutmam için oluyor sanki. tlf. numaralarını, kaydedilmiş mesajları, notları, sadece telefonumda olan ve tekrar indirmeye üşendiğim müzikleri ve asla aynısı hiçbir zaman çekemeceğim resimleri iki parmak derinliğindeki suda kaybettim. İnsan bir an paniğe kapılıyor "hepsi gitti şimdi napıcam ben..." :) sanki onlar kaybolunca hafızamdakilerde silinecekmiş gibi saçma sapan bir hisse kapıldım. sonra umursamaz bir tavır "sağlık olsun..."  içinden çıkılmaz bir ton düşünce hızla akıp geçerken telefon fihristimde numaraların, bilgisayarımda msjların müziklerin ve resimlerin kopyasını aldığımı hatırladım. sanki hem kalmak istemeyip hem de kaçamadığım, hem unutmak isteyip hem de sürekli hatırladığım bir durum dağ gibi karşımda. hatırladığıma mı daha çok üzülsem kaybettiğime mi bilmiyorum. bir gün hafızamı da kaybedicem bakalım o zaman hangi fihrist hangi bilgisayar imdadıma yetişecek :)
 

 

2/17/2008

Kar Yağışı

  
 
 
    İzmir de ender görülen hava olayını görüntülemek o anda nerden aklıma geldiyse sonuçları bunlar işte. ayda yılda bir resim çekerim onda da ya yıldırımlar çakar ya da böyle kar yağar :) bu kış sevdiğim kışlardan biri olarak tarihime geçecek kar bile yağdı izmir e daha ne isterim bakalım baharı görebilecek miyim? bu ender olay yaşanırken heralde birçok kişinin aklına karlı geçen kış günlerindeki anıları canlanmıştır bende de olduğu gibi. küçükken hava olaylarının ilahi yaradan tarafından oluştuğunu sanırdım "bugün allah buzdolabını temizliyor " :D:D iyi ki okul hayatına çabuk başlamışım yoksa daha kimbilir nelere neler uyduracaktım kim sokuyorsa bunları kafama küçük yaşta. Sabah sabah hafiften bir gülme krizine girme nedenim oldu kar yağışı. "gülme krizi" bu krizlerimi seviyorum :) bir de kronik uykusuzluğuma çare bulsam süper olucam süper bunun nedeni de mi ilahi "ben hep uyuyorum ey kullarım siz geceleri bile uyumayın özellikle sen evet sen sırıtma öyle niye uyuyorsun ki" :D:D
deli hoşluğu işte...

 

(hep aklımdasın)


1/18/2008

Belki de 1 iz

 
 
 
 
 
 
"...birlikte sonsuza doğru saymaya söz vermiştik ama hep 1 de kaldık. bir türlü "iki" diyemedik. biz 1 olunca herşeyin üstesinden gelirdik ama "iki"kelimeyi bile bir araya getiremedik, söyleyemedik. çekindik belki de, korktuk. belki de 1 den sonrakileri görüyorduk ve korkuyorduk, endişeleniyorduk. yine de kararlıydık hırsla 1 diyebildik. sonra sustuk sebepsizce, bu yüzden "iki" diyemedik belki de. 1 de kalmayı seçtik. ilkler unutulmazdır ya hep belki de hiç unutmamak, unutulmamak için "iki" diyemedik 1 de kaldık. ya saymaya "sıfırdan" başlasaydık, ya hiç 1 diyemeseydik, ya 1 olamasaydık, ya sen olmasaydın?..."
 
 
 
 
 
 
12/16/2007

Müşteri Olmak...

Mağazacılık Sektöründe Küfür Yemek İstemeyen Müşteri Olmak İstiyorsan:
 
1- Asla ve asla mağazanın açıldığı ilk dakikada ve kapanmasına dakikalar kala alışveriş yapma!!! mecbur musun son dakikalarda alışveriş yapmaya!!! Sabahın köründe seni kim yatağından kaldırıyor kuzum "eeyyy insanoğlu git ve alışveriş yap tam zamanıdır kaçırma" ve ya "soon dakikalar gidip alışveriş yapmanın tam vakti son 2 dk. da bakalım kaç ürün alabilirsin haydiii koooşşş" diye.
 
2- Asla ve asla cumartesi ve pazar günleri 1. kuralı ihlal etme alışveriş krizinden öleceğini bilsen bile!!!
 
3- Yardım teklif eden satış danışmanına " ben bakarım, ben yaparım hıh" vb. şeklinde çemkirme o da sana bayılmıyor yardım etmek için, işi o napsın başka :) sanki en üst raftaki ürüne boyun yetebilecek ya da istediğin bedendeki kıyafeti  özenle katlanmış sıradan şıp diye bulabileceksin.
 
4- Pırıl pırıl, tozu alınmış raflardaki günlerce özenle katlanan kıyafetlerin hepsini deneyip hiçbirini almadan sakın ha sakın mağazadan çıkayım deme!!! en azından bi çorap al bari ecdadın rahat olsun :D
 
5- Hediye, eşantiyon, özel indirim vs. gibi uygulanmadığını bildiğin ama yine de bari espiri olsun da hava yumuşasın tarzındaki davranışlarda bulunma. emin ol ki hava şartları pek müsait olmuyor.
 
6- Outlet yada indirim mağazasına girdiğin hatta alışveriş yaptığın halde, aldıkların poşetlenirken "yaaa bunun üzerinde indirim, outlet yazmayanı yook muuuu?" tarzında aptalca ve hatta salakça bir soru sorma sana ancak bön bön bakarlar ya da girdiğin mağazaya bir daha bak. bardy jeanse girip diesel jeans poşeti bekleme yani :D:D
 
7- Kimse sana tüm ürünleri elleme zorunluluğu getirmiyor. "seçmece bardak" vb. şeklinde bir uyarı yoksa tabi. yoksa mağazanın her yerinden parmak izlerini bırakıp stokda eksik çıkan ürünlerin bedelini mi ödemek istiyorsun o zaman problem yok.
 
8- Üzerinde kocamaaaaannn fiyat etiketi bulunan ürün için gelip "bu ne kadaar, bu kaça oluuur" şeklinde aptalca sorular sorma. cam ürünlerin üzerindeki minicik hava kabarcağını "bu defolu yaa" şeklinde çemkirerek görebilen gözlerin etiketi göremeyecek kadar bozuk olamaz.
 
9- Koca mağazayı hiç şikayet etmeden saatlerce dolaşıp kasada ödeme yapmak için 5 dk. beklerken sabırlı olmayı öğren. ayıp oluyor hem de çok.
 
10- Asla ve asla çöplerini kuytu köşelere "nasılsa kimse görmez yaaawww" diyip bırakma. kimi gözler var alim allaah felfecir nasıl görüyor o çöpleri. Peşinde hizmetçin yok senin arkandan pisliğini temizlesin yada temizletsin!!!
 
11- Bunu da asla ve asla yapma: yemek tabağını eline alıp bayan kazaklarının arasına ya da erkek gömleklerinin içine bırakma hiç iyi bir kombin olmuyor olsa biz yapardık zaten; ya da su bardağını saksıların içine, ya da erkek kemerini vazoların içine, ya da diş fırçalığını kahvaltı setlerinin arasına........
 
12- MAğazada dolaşıp ürünlere bakmanın da bi adabı var ama değil mi? elinde çubuk kraker ya da bisküviyle hayvanat bahçesinde değilsin ki. Sonra "aa bu gömlekdeki leke aynı bisküvimdeki çikolata lekesinden olmuuş" deme olabilir doğaldır (aslında fena da olmaz çikolatalı gömlek :D:D:  )
 
13- Asla "Ben ......... mağazasında şu üründen görmüştüm sizde de var mıı?" iye de sorma. o orda satılan bi ürün. o ürün o anda gezdiğin mağazada olsa o mağazanın adı da ....... mağazası olur.
 
14-  Asık suratlı olma. Karşında keyfinden sırıtan bir insan yok bari karşılık ver bir yerin eksilmez korkma.
 
15- Asla ve asla karşındakinin de en az senin kadar bir insan olduğunu unutma ve görmek istediğin muamele ve davranışları göster ki kat kat fazlasını bulasın - bu her zaman her yerde geçerli olan bir koşul-
 
bu kuralları dikkate aldığın takdir de mutlu, sağlıklı ve küfürsüz bir alışveriş yapmış olursun. yok küfür edilmeden duramama arsızım diyorsan tercihindir saygı duyulur ve itinayla tercihine uyulur :)
 
6/18/2007

KANDIRILDIK :/

Güzel İzmir'imin güzel bir ilçesinde Urladaydık bu haftasonu. öğlen çıktık yola her zamanki ikili Ebuş ve Ben. Amaç belli deniz sezonunu açmak. yüzmek ve güneşlenmek hayali ve heyecanıyla biraz da kaybolurmuyuz tedirginliğiyle dolmuşçunun taksi tarifesine rağmen offroadun yapılacağı köye gittik. Hani sözüm ona etkinlik posterinde "deniz, plaj eğlenceleri" yazıyorya yol boyunca farketmiş olmamıza rağmen kıyıdan uzaklaştığımızı  yine de "belki şu tepenin arkasındadır sahil yakın orası da canım  yürürüz nolmuş" diye teselli ediyorduk birbirimizi.  Güneş tepemizde başladık beklemeye etkinlik alanında... tavla turnuvası, langırt haykırışları, keskin nişancı yarışması, tangram yarışması için sorulan sorulara yaptığımız geyiklerden sonra akşamı etmeye çalıştık ama her geçen saatte anladık ki burda deniz yok!!! O anda anladık kandırıldığımızı ki yine de bir umut vardı içimizde hani posteri hazırlayan kendi arkadaşımız olmasa "kandırıldık" dicektik gönül rahatlığıyla. Arkadaşları bekledik ama biraz kızgın bolca can sıkıntısı içinde. Kuru kuru güneşin altında yandık bir de. Akşam konserde eğleniriz dedik avuttuk yine kendimizi. akşam oldu sahne arıyoruz, ses sistemleri, büyükçe bir alan vs... Konser alanı 8-9 m2 bi yer olunca denizin olmayışını anladığımızdaki kadar olmasa da şaşırdık. Hadi biz neyse de sahneye çıkacak arkadaşlarımızın şaşkınlığı üzücüydü gerçekten. İçlerinde bir sonraki gün öss sınavına gireceklerin olması da apayrı bir durumdu ki bir tanesi tavan puan yapma gayretiyle her sene sınavı alt üst eder :)) "çıkıcaz-çıkmıcaz" tartışmasının ardından 20 dk. içinde sahneye kurulup ses düzenleri ayarlandıktan sonra başladılar şarkılarına. yarışmacılar ve tüm etkinliğe katılan misafirler yemek alanında olmasına rağmen iyi birşeyler yapmanın gayreti içindeydiler. "Belki biz başladıktan sonra sahneye gelirler" diye düşünsekte kendilerine ve bize verdikleri konseri 5-6 şarkının ardından son verdiler. Malum ertesi gün sınava girecekler olduğundan dolayı izmire dönülmesi gerekiyordu. Gidenler gitti kalanlar mazotu bekledi :) ve "bari gece deniz kıyısına inelim bu dağda ölürüz yoksa :)" düşüncesiyle, çadır ve uyku tulumu rahatlığını tepip, yoğun arama çalışmalarının sonunda bir sahile ulaşabildik. "açıklama" yarışı, kravat takanlar, "yıldız kayıyor sanki bak bak... kayıyor ya baksana.. kaymıyor hatta yürüyor, zıplıyor da olabilir... titreşiyor hatta...inanmazsan inanma... bak bak bu kayıyor ama..."  :))) oturma açıları ölçme 45, 90 en rahatı 175-180 :)) çakıl kayalarını! vücudumuzdan ayıklama vazgeçilmezimiz şarap ve gitar gecenin yıldızları kadar güzel ve eğlenceliydi. yerler paylaşıldı, uyuma modundakiler, yarı uyku modundakiler, hala yıldız kayıyor sanma modundakiler diye ayrıldık köşelerimize. Yıldızlar gerçekten çok güzeldi o kadar çoktular ki, içlerinde kayanlar oldu tabi :))) biz de onları kandırdık çakmakla msj verdik :))) sabaha karşı uykuya dalmışım ki sabah güneşi ve sivrisineklerin bayram sesine uyandım. Gecenin karanlığında kendimizi zor gördüğümüzden dolayı ayaklarımızın dibindeki denizi unutmustuk ki sabah farkettik deniz mükemmeldi. Açlık susuzluk ve nikotinsizlik başımızı ve midemize işkence yaptığını iyice kabullenince urlaya gitmeye karar verdik. kahvaltı, zift çayı ve "dizi setinden insanlar" muhabbetlerinden sonra başka sahilde denizin tadını çıkardık. Son dk. Ebuşun mide şovuna rağmen eve ulaşabildim. Beklentilerimizi karşılayamamış olsak da benim için farklı bir gün olmasından dolayı güzeldi yaşananlar. O yıldızlara diyecek birşey bulamıyorum. Gerçekten şehrin ışığı yıldızları kapatıyormuş. Ne kadar da çoktular yaa...
 
 

Konser anının resimlerle anlatımı :)   
 
 
 urlasizofreni.jpg      
                   -Şizofreni-
nerdeyse konser boyu arkaları dönüktü :D 
                 
 melih.jpg
                    -melih-
ah bir de davul pedali sabit durabilseydi... 
 
oldu.jpg 
    -ses teknisyeni-
çok şey yapmaya çalıştı en son gördüğümde topallıyordu.
 
 klavye.jpg 
çok saygıdeğer bir şahıs "time" şarkısında introdaki saat efekti onları bile süpriz olup şaşırttı. "konser!" süprizinin onu şaşırtması kadar olmasa da :D
 
frht.jpg
           -ferhat-
gece boyunca bas da bile çok şey "açıkladı"  :)))
 
 eren.jpg 
             -eren-
      o hep iyidir zaten
 
engin.jpg
           -engin-
kapanış konuşması sahnede: "yarın ki öss sınavından dolayı bizden bu kadar teşekkür ederiz "...
sahne arkasında: "bizi bu allahın dagına bunca kalabalık(!) ve bol para(!) için çağırdığınızdan dolayı sizi allaha havale ediyorum biiipp biiip(!)  manyaklar... " :)))))))
 
istekoptugumuzan.jpg
Ve işte tüm günü kurtaran an. bu anı gordukten sonra sanki tüm günün acısına inat herkes bir kahkaha patlattı sandalyelere zor tutunduk erenle ferhatın hep arkası dönüktü sahnede ama şu anda suratları gülmekten binbir şekle girmişti yazık melih çaresiz boş da olsa sahnenin önüne fırlattı kahkahalarını. önce adam birşey sorcak isticek sandık sonra demesin mi "bi resim çektirebilirmiyiz" diye engine. engin de çok profesyonel :D hemen kamera poziyonu alıp poz vermez mi? :)))) süperdi süpeerr. 
 
 
 

 

6/8/2007

:) Tesekkür Ederim

 

En çok soyutladıklarımızdandır bu deniz kabukları. Senin için değerli birşeyi neden paylaşırsın ki bir başkasıyla. Hic mi dusunmez insan "acaba benim verdigim degeri, anlamı verebilir mi?" diye. O senin için değerliydi, anlamlıydı, huzur verendi. Sen onu değerli, anlamlı, huzur veren yaptın. Benim için sadece "deniz kabuğu" olmaktan öteye gidemez. :) Bencilliğim had safhaya vardı içimdeki utançla birlikte. Ben olsam kimseyle paylaşmazdım -paylaşmadım da hiçbir zaman işte o kadar bencilim- yine de çok ama çok teşekkür ederim.

denizkabugu.jpg

- andırıyor sanki :) -

Şimdi düşünüyorum bir kısacık mektup -not- karşılığında kendisi için değerli olan nesne görünümlü anlamlar paylaşılabilir mi?  Bu kadar şaşırtıcı olamaz, bu kadar mı açız yoksa(!) bu kadar da fakirlesmis mi insanlar duygularında? Aslında bu korku biliyorsun. Hadi sen şanslısın emanetine(!) gözü gibi bakacağı birine verdin :) ya başkası olsa? Umarım hayatta tek kaybın deniz kabukları olur. Değerleri nasılsa senin içinde. En kısa zamanda iade edeceğim. geceleri sessizlik içinde olmanı istemem  hem bak tam senin kulak yapına uygunmuş :)) bana fazla büyük ve ağır geliyor...  

4/19/2007

Dinle(n)me Tesisi

      
                               Sigara - Ney                            Deli Kızım Uyan - Baglama
  
       
                          Gel Ey Seher                            Perdeler - En İyi Söz - Video
    En İyi Düet Polat Bülbüloğlu         
 
 
       
 Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler             Çakıl Taşları - Klavye - Akustik Gitar    
          Solo Elektro-Davul              
 
 
 
       
            A.K.C.K. - Akustik Gitar                          Ben Şarkımı Söylerken
                                                                  Elektro Gitar-Scream Vokal           
3/20/2007

GÖZÜNÜZÜ ÇIKARMANIN İNCELİKLERİ :D

 
 
CÜMLE ALEM GÖRSÜN YETENEKLERİMİ DİYE YAZIYORUM. ÇOK GÜLDÜM BUGÜN BAŞIMA BUNLAR GELDİ İŞTE
-HURAFELERİM İNANMAYIN :D  -
 
BİR GÖZÜM KAPALI YAZIYORUM AMA YAZABİLİYORUM İŞTE. BİRAZ DA ACIYOR AMA GEÇER HERHALDE. OLAY GELİŞİMİ ŞU ŞEKİLDE OLUYOR. ÇABUK KOPABİLEN KARTON KAĞIT VEYA İP GİBİ BİR ŞEYE TÜM GÜCÜNÜZLE ASILIYORSUNUZ ANİ BİR ŞEKİLDE. SONRA ELİNİZDE BİR PARÇA KALIYOR VE TUTTUGUNUZ CİSMİN KARŞI HİZASINDA YANİ SİZDEN TARAFTAKİ HİZASINDA GÖZÜNÜZÜ NİŞAN ALIYORSUNUZ. SONRA O ANİ İVMEYLE BİRLİKTE ELİNİZ VE ELİNİZDE KALAN PARÇA DİREKT GÖZÜNÜZE GİRİYOR :))))))) :D EVET ACI ÇEKMEYE BAŞLIYORSUNUZ O SANİYEDEN İTİBAREN. HEMEN ARDINDAN BİR ÇIĞLIK PATLATIYORSUNUZ. SONRA BAŞLIYORSUNUZ LANETLER OKUMAYA. BİR SİNİR HARBİ ÇÖKÜYOR ÜSTÜNÜZE SONRA O ANDA BAŞINIZDA NE DERT VARSA OLAYI DİREKT ONA BAĞLIYORSUNUZ "BABAM YÜZÜNDEN OLDU BU YAAA." ŞEKLİNDE MİSAL :))))))  SONRA BİR 10 DK. OTURUP YATIŞTIKTAN SONRA KAHKALARI PATLATIYORSUNUZ.
 
HOŞ MU BİLMEM AMA ANI OLARAK HEMEN SPACESİMDE KALSIN İSTEDİM.UMARIM MORLUK OLMAZ. BİR DE GÖREN  İNSANLARA BUNU ANLATSAM İNANMAZLAR Kİ "KİM MORARTI GÖZÜNÜ" DİYE BAŞLARLAR :D NEYSE GÜLMEK İYİDİR SEBEP ÇOK NASILSA. BANA..
2/26/2007

ASK HIC BITER MI? KALIR...

Aşk bitti
                           Elimden sanki minik bir balık kayıp gitti
Aşk bitti
                           İçimden sanki bir şeyler kopup gitti
Aşk hiç biter mi
                           Hiç bir şey  olmamış gibi
                           Boşlukta kaybolup gider mi
Aşk hiç biter mi

Kalır adımızla
                           Bir sokak duvarında
                           Bir ağaç kabuğunda
                           Bir takvim kenarında
Kalır bir çiçekte
                           Bir defter arasında
                           Bir tırnak yarasında
                           Bir dolmuş sırasında

Kalır bir odada
                           Bir yastık oyasında
                           Bir mum ışığında
                           Bir yer yatağında
Aşk hiç biter mi

Kalır dilimizde
                           Yinelenen bir şarkıda
                           Bir okul çıkışında
                           Bir çocuk bakışında

Kalır  bir kitapta
                           Bir masal perisinde
                           Bir hasta odasında
                           Bir gece yarısında

Kalır bir durakta
                           Yırtık bir afişte
                           Buruk bir gülüşte
                           Dağılmış yürüyüşte
Aşk hiç biter mi

Kalır bir sokakta
                           Bir genel telefonda
                           Bir soru yanıtında
                           Bir komşu suratında
Kalır bir pazarda
                           Bir kahve kokusunda
                           Bir tavşan niyetinde
                           Bir çorap fiyatında
Kalır bir yosunda
                           Bir deniz kıyısında
                           Bir martı kanadında
                           Bir vapur bacasında
Aşk hiç biter mi

EZGİNİN GÜNLÜĞÜ'NDEN :)


2/20/2007

Aslında Şiir Sevmem ama...

BİR SABAH TANIDIK BİR ŞEHRE GİRERKEN
 
Bir sabah tanıdık bir şehre girerken
Sıcak ve dost şeyler düşünür insan
Tanıdık bir yatak bekler sizi
Bir çocuk yüzü gülümser anılardan

Dost şehirler, sevgili, anne şehirler
Nice anılar, nice mutluluklar yaşadım her birinizde
Delikanlı bir sevinçle sokaklarınızdan geçtiğim oldu
Kederli günlerim oldu aklımı yitiresiye

Sonsuz kareli bir film gibi
Yaşamım geçiyor belleğimden
Tekrar etmek duygusu
Her şeyi yeniden, yeniden...

Bir sabah tanıdık bir şehre girerken
Hüzünlü, tuhaf şeyler düşünür insan
Sadece o şehrin değil
Kendisinin de değiştiği duygusundan...
A.Behramoğlu
 
 
Belki birgün,  uzun yıllardan sonra ben de İzmir'e girerken böyle tuhaf şeyler düşünücem kimbilir... :)
 
 
İŞİM NEDİR Kİ
İşim nedir ki
Bulutlara yazılır geçer

Yüzüm nedir ki
Akar suya çizilir geçer

Ömür nedir ki
Kurulur bozulur geçer

Sevda nedir ki
Dokunursun süzülür geçer

Şiir nedir ki
Sezilir geçer

İnsan nedir ki
Bir şeylere sevinir üzülür geçer
A.Behramoğlu
 
:) Buna yorum bile yapmak istemiyorum özetlemiş herşeyi sağolsun üstad
 
 
 
KARŞILIKLAR
-Yaşıyor muyum,yoksa öldüm mü
Diye sordu biri ötekine
-Ben neden yaşadığımı sormaktayım
Yıllardır kendime

-Beni gerçekten seviyor musun
Diye sordu ilk yaz kırlangıca
-Bir gün kendimi öldüreceğim
Dedi adam yargıca

-Öğleye ne yemek pişireyim
Diye sordu kadın kocasına
-Tüm okyanuslarda yüzmek isterdim
Kahrolası sınırlar olmasa

-Adamı neden öldürdünüz
Diye sordu yargıç katillere
-Seviyorum seni ey yaşam
Bütün hücrelerimle..
A.Behramoğlu
 
:D bende seviyorum herşeye inat
 
 
ÖĞRENDİM Kİ
Öğrendim ki...
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

Öğrendim ki...
Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
Yıkmak bir dakika.


Öğrendim ki...
Hayatında nelere sahip olduğun değil
Kiminle olduğun önemli.

Öğrendim ki...
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

Öğrendim ki...
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

Öğrendim ki...
İnsanların başına ne geldiği değil
O durumda ne yaptıkları önemli.

Öğrendim ki...
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
Her işin iki yüzü var.

Öğrendim ki...
Olmak istediğim insan olabilmem
Çok vakit alıyor.

Öğrendim ki...
Karşılık vermek
Düşünmekten çok daha basit.

Öğrendim ki...
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

Öğrendim ki...
'Bittim' dediğin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha çok var.

Öğrendim ki...
Sen tepkilerini kontrol edemezsen
Tepkilerin hayatını kontrol eder.

Öğrendim ki...
Kahraman dediğimiz insanlar
Bir şey yapılması gerektiğinde
Yapılması gerekeni
Şartlar ne olursa olsun yapanlar.

Öğrendim ki...
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

Öğrendim ki...
Bazı insanlar sizi çok seviyor
Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.

Öğrendim ki...
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
Bazıları hiç karşılık vermiyor.

Öğrendim ki...
Para ucuz bir başarı.

Öğrendim ki...
En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.

Öğrendim ki...
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
Kaldırmak için elini uzatır.

Öğrendim ki...
İki insan aynı şeye bakıp
Tamamen farklı şeyler görebilir.

Öğrendim ki...
Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.

Öğrendim ki...
Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
Daha uzun yol yürüyor.


Öğrendim ki...
Hiç tanımadığın insanlar,
iki saat içinde,
senin hayatını değiştirir.

Öğrendim ki...
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

Öğrendim ki...
Duvarda asılı diplomalar
İnsanı insan yapmaya yetmez.

Öğrendim ki...
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.

Öğrendim ki...
Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin
nereden geçtiğini bulmak zor.

Öğrendim ki...
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!

Öğrendim ki...
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

Öğrendim ki...
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.

Öğrendim ki...
Ne kadar yakın olursa olsunlar
En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Onları affetmek gerekir.

Öğrendim ki...
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Öğrendim ki...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

Öğrendim ki...
Şartlar ve olaylar,
Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

Öğrendim ki...
İki kişi münakaşa ediyorsa,
Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

Öğrendim ki...
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

Öğrendim ki...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
A.Behramoğlu
 
öğrenmediklerim??
 
YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.
A.Behramoğlu
 
konu kapanmıştır artık
 
 
 
2/14/2007

Had Safhada Burun Akıntısına Sebebiyet :)

Tamam biliyorum belki bazılarına pek akıl karı gelmeyebilir bazılarına göre de "amaan bu da bişey mi ben bi keresinde..." cümleleri başlayabilir. Ama ben çok mutlu olduğumu hissettim. Bir kere canım arkadaşım yanımdaydı. Hadi onu geçtik diyelim ( mümkün mü? :D  ), İzmir'desin ve nerdeyse artık heryerde bağıra çağıra söylemekten duyanlara gına getirtiğim Kordon'da, denize doğru uzatmışız yine ayakları seyir halindeyiz ruhen :) Bir şey eksikti ilk sefere çıktığımızda. Bulutlar bizi duymadı tabiki de biliyorduk bir iki damla atıştırmaların ardının geleceğini. Rüzgar kimsenin umrunda değil, hava soğuk, herkes hastalıktan kırılmış elinde kağıt mendiller, öksürmekten ve gülmekten karın kası yapmışız yine de kimse yerinden kımıldamıyor. Biz zaten gündüzden vermiştik bu akşamın sinyallerini, kahkaha potansiyelimiz ibrenin en sagına dayanmıştı akşama varmadan ki akşam zaten ibre, sağ, sol kalmadı :D iyi de oldu ağlamak gibi gülmenin de deşarjı yapılmalı. Sonra o bir iki damlacıklar sayamadığımız damlalara dönüşünce önce hafiften kalkar gibi olduk sonra asıl ibreyi o zaman kaybettik :D çok güzel yağıyordu rüzgarla birlikte biraz sert de olsa güzeldi yine de. Bir ara konuşulan konulardan uzakta artık kaç metreye dalınmışsa vurgun yedik heralde ki kalkmaya karar verdik. Zatürre olmaya tabiki kimsenin niyeti yoktu. Birçoğumuz işe (ilk gününe hem de) gidecekti ertesi gün. Her ne kadar arabada "acaba kalkmasamıydık yağmur daha da hızlandı" diye iç geçirsek de.
Şimdi yağmıyor yağmur belki ilerleyen saatlerde devam eder. Şimşekler de yok. Yine de güzel bir akşamdı. Diğerlerininkini bilmem ama bu gece burnuma kağıt mendil dayanmıyor.
 
Yine gel arkadaşım ve yağmur. Hep diyorum ya Bu Şehir Sensiz Hiç Çekilmiyor. :) Varsın sonunda kağıt mendil üreticileri kar oranını tavan yapsın.
12/29/2006

SORU ZARFI...

 
SAYDIM
 
 
 610
 

NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN? NEDEN?

 

 
 
"BİR NEDENİ VAR ELBET". VARSA NE?
NEDENLERİN CEVABINI DUYACAĞIMDAN SONRAKİ HUZUR ARADIĞIMDAKİNDEN DAHA FAZLA OLACAK. BU KESİN!
:)
 
 
 

Ceyda Şeref

Location
/isyan bu haykırış/

Windows Media Player