Ceyda's profileS E B N E M ...PhotosBlogLists Tools Help

Blog


    11/22/2009

    é"!'^+%&/(?

     
     
     
     
    şaka yapıyorsun...?!
    dalga geçiyorsun...?!
    yalan söylüyorsun...?!
     
     
     
     
     
     
     
    11/8/2009

    ÖZLEMEK...

     
     
     
    Tarif edilemez, delirten bir duygu.
    Sözleyeceğin sözler öylesine birikmiş ve  dizilmiştir ki boğazına hem ağzından kaçıp gitmesinden korkarsın hem de bağırırsın ama kimse duymaz seni, en azından duymasını istediğin kişi. Boğulursun, nefes almanın güçlüğü içtiğin sigaradan değildir sadece. Bir başınasındır. Kimsenin seni anlamadığını düşünürsün, ondan başka kimsenin anlayamayacağını.
    Ya gururdan konuşamazsın, ya korkudan, aynı acı sözlerle yine karşılaşacağının korkusu, ya sözler bitmiştir, ya olduğun durumu izah edebilecek kelimelerin varolmayışından, bulamamandan, ya da öyle bir duvar vardır ki karşında bir tarafı tülden diğer tarafı çelikten.
    Öyle bir yemin etmiştir ki karşındaki duvarın hangi tarafı karşında onu bile göremezsin.
    Bildiğin tek şey isyan içinde özlemek.
     
     
     
    10/8/2009

    AGLAMIYORUM-F.D.

     
     
     
    Bir yanım sana çırpınır
    Bütünüm boğulur sende
    Zincirimi kırdı arsız aşk
    Üzerimde demirden perde
    Seni düşünürken içtiğim sigarayı
    Korkarım ben söndürmeye
    Sürsün bu ölüm ağır ağır
    Gözlerimde boğulma diye
    Ağlamıyorum, ağlamıyorum
    Ağlamıyorum yine de
    Ötenazim hadi biraz gayret
    Batır sarı oklarını içime içime
    Bu aşk süsü verilmiş bir cinayet
    Tam istediğim gibidir üzülme
     
     
     
     
     
     

     
    2/18/2009

    Cem Adrian-Yollardayım

     
     
     
     

     
     
     
     
    2/7/2009

    Görünenin Ardında...

     
     
     
     
    Tipim müsait değil bi kere sahtekarlık yapmaya. Şartlar bazen zorlamıyor değil. O kadar ki sadece küçük bir eyleme bakıyor. Ama yok olmuyor.
     
    Eğitimci insan nasıl olur? karşısındakine "ben eğitimciyim..." le başlayan cümleler kuran bir insan...??? Hala aklım almıyor. sürekli anlatmaktan dinlemeyi, anlamayı unutmuş. Belki de hiç öyle bir kabiliyeti yoktu. Sadece anlatabildiklerinden dolayı eğitimci sıfatını almış. yazık dedim içinden bu insandan eğitim alan çocuklara. Böylesi zır cahil, dinlemek nedir bilmeyen, karşısındakini görmeyi geçtim nasıl konuşması gerektiğini bilmeyen, hiç konuşmasını bilmeyen, çirkef ötesi, hiçbir milatta olmayan, olabilenlerden daha insanlık dışı, kesinlikle "insan" sıfatını hakketmeyen, iğrenç ötesi bir madde, madde bile değil yaratık, o bile değil. yok yani başka tarifi yok...  İnsanlık bu kadar mı düştü? Artık şaşırmıycam desem de hala şaşırtabiliyorlar. "Yok artık bu kadar da değil" demeyi çok umut ediyorum ama yok olmuyor. bu kadarından daha da fazlası olur heralde. Bakalım onu ne zaman görücem. hala sinirim yatışmadı. sayfalarca hakaret bile edebilirim, heryerde hem de. Zaten o adlandıramadığım kişiyi gördüm ya insan da deniliyorsa ona ben zaten insan olmak istemiyorum.
     
    Hadi şimdi beni eğit. yüksek lisansımı insanlık dışı varlık, doktoramı küfürler üzerine yapıcam. Tam da sana yakışan bir öğrenci. Sayende çoğalıyoruz. Tebrikler hocam.
     
     
     
     
    1/7/2009

    UNUTKANLIK VE BEN :(

     
     
     
    Unutkanlık başa bela.
    Dori sıfatını sonuna kadar taşımayı hakediyorum.
    Özür dilemeyi de unuttum sanırım.
     
    Her kime her neyi unuttuysam özür dilerim :)
     
     
     
    12/31/2008

    LEGOLARIM VE SEN :)

     
    Hediyeler insanları mutlu ediyor muhakkak, egolarını da tatmin ettiği bir gerçek. Sevildiğini ve her ne kadar sevginin ölçütü olmasa da öyle yada böyle bir maddiyatla gösterilmesi de hoş her ne olursa olsun. Hediye paketleriyle eve dönmek neşemi yerine getirmeye yetti de arttı bile hele ki 3 taneyseler tavan yaptı diyebilirim :) hem de içlerinden biri legoysa. Hiçbirşeyi unutmuyorsun tek bir satırı bile kaçırmıyorsun ama bu kadarı da pes dedirtmedi değil. İlk legolarımı anaokuluna giderken almıştım ve okula bir oyuncak bağışlamak zorundaydık. annem de legolarımı bağışlamıştı. Kadın bir taşla iki kuş vurdu hem okulu memnun etti hem de kendini. bilmem kaç parçalık legoları evin her yanından toplamak zor biş olsa gerek kurtulmanın tek çaresi okula bağışlamaktı. Çok üzülmüştüm ağlamıştım günlerce ağladığımı biliyorum legolarım diye. Telafisi ise oyuncak araba oldu :D kız çocuğu arabayla oynar mı? kocaman oyuncak kamyonla evin içinde gezindiğimi biliyorum. Çocukluk işte legolarımı kurmalı bir oyuncak arabaya satmıştım. aradan 18 yıl geçiyor ve bir lego daha. Saate aldırmayıp birşeyler yapmaya başladım bile ilk aklıma araba yapmak geldi bilinçaltı belki de bu sefer arabaya satmıcam legolardan araba yapıcam diye :D sürücüsü bile var :) çok süper :) Şimdi çok büyük değilim tamam ama anaokulunu da bitireli baya oldu. Legoları sana bağışlayacak da değilim yerine bağışlayabilecek ne bir oyuncak arabam ne de sindy bebeğim var. Sadece 22 yıldan sonrasıyla idare edeceksin :) İyi ki nasıl olduğumu sordun yoksa ben hiçbir zaman nasıl olduğumun farkına bile varamayacaktım. İyi ki varsın Teşekkürler Canım.
     
    10/3/2008

    YA BUGÜN YA YARIN İÇİN...

     
     
    Her zaman böyle durumlar çıkmaz tabi insanın karşısına. Zaten zor olanda daha ilerisinideki görüntüleri kestirememeiş olmam. bir görebilsem bir bilebilsem yada ufak bir tahmin yürütebilsem kesin karar anıdır. Herşey yolunda gibi gözüken şartlardan mı feragat etmek herşeyin yolunda olması muhtemel gelecek için ufaktan ve sıfırdan başlayan adımlar mı atmak? bu da kararsız an :)
     
    özlenilen bir dostan " muhatapların senden daha büyük olmalılar ki sorularına cevap verebilsinler" zor bir soru değil ki ama cevabını bulan yok. yine ben karar vericem eğrisiyle doğrusuyla yine kendi kendime yaşıcam. "Kendisi için en doğru kararı yine insan kendisi verir" durumunu aşıyorum artık. alenen söylüyorum yardıma ihtiyacım var.
    7/25/2008

    Gövdesi Yanarken Ağacın...

     
     
     
    Sabah erken kalkınmış izin gününde ve yola çıkılmış en uygun bir sahile varmak için. bir önceki gün arkadaşın "baya ilerde çok büyük bir yangın var felaket yanıyor" lafına "hadi canım senin gözlerin o kadar ileriyi görebiliyor mu? alevler kaç metre bakayım" şeklinde dalga geçilirken dünyadan bi haber yaşıyormuşuz. o arkadaşımız meğerse taaa menderesi görmüş. bir anda büyüyen bir yangın nelere yol açmış 12 saat içinde kendi gözlerimle görmüş olmam şaşkınlığımı daha da arttırdı. uykumdan feda edip yolllara dümeme rağmen gayet keyifli başladığım günü bu yangının mahvedeceğini hiç aklıma getiremezdim. gördüğüm o manzaraya mı üzülsem o manzaranın doğurduğu sonuçlara mı üzülsem bilemedim. kibritin hiç kırılmadan yanıp kül aldığı şekli gibi ağaçlar o tepelerde aynen öyle duruyordu simsiyah gövdesi ve dallarıyla. hiç unutmadığım ise bir ağaç gövdesi belli şeklinden baya eski bir ağaçtı dalız budaksız sadece bir gövde yol kenarında, toprak bile simsiyah olmuş alevler çoktan menderesin eşiğine dayanmışken o hala içten içe yanıyordu dumanlarını tüttüre tüttüre. zaten önce dumanlarını görüyorsunuz ne yanıyor acaba hala diye hızlı göz hamleleri yaparken dumanların o ağaç gövdesinden geldiğine şaşırıyor insan. içinden, gövdesinin kırıkları arasından dumanlar çıkıyor içinde kor var sanki. ama manzara tasvir edilemeyecek gibi. son aylarda elimden düşürmediğim makinayla neden o manzarayı fotoğraflamadıysam artık. uygun sahilimize vardığımız da elektriklerin ve ona bağlı olarak suların olmadığı bilgisi bir kez daha içimizden yangına neden olanlara sağlam cümleler kurmamıza neden oldu. deniz.... küllerin arasında sabah duşu almak :) ilginçti ama sıcağa yenik düşmüştük bi kere ayaklarımızın dibinde deniz varken. sonra hafifiten bir rüzgar ve deniz pırıl pırıl oldu bir iki saat içinde. öğleden sonra da felç olmuş esnafın imdadına yetişti elektirk ve sular. ve tabi bizde biraz medeniyete kavuşmuş olduk. harika başlamıştı bir günlük keyfimiz ve harika bir şekilde son buldu ama o aradaki görüntüler 2 gün boyunca dilimden düşmedi. ve o ağaç... onun hakkında sayfalarca yazabilirim. gerçekten üzücü bir olay harika bir günü paylaşmasına rağmen.
     
     
     
     
    7/8/2008

    Bloglamak

     
     
    Bu sefer arayı biraz uzattım. iyi de oldu. özlemişim spacesimi :) günlük olağan mail kontrolleri iş ilanları gazete başlıkları vs. derken sabırsızlıkla açıyorum artık spacesimi. sanal günlük furyası başlayalı epey oldu ama bende ki heves daha bitmedi. öyle ki hergün saçmalamak geliyor içimden buraya. bakalım ne kadar saçmayalayabilicem.
     
    edit: bugün 40 kere tıklanmış spacesim ve daha bugünün bitmesine 23 dk var 41 kere maşallaah :)
     
     
    7/6/2008

    "Şalter"

     

    "Hani halk arasında şalter olarak da bilinebilen elektrik sigorta alternatif ve doğru akım devrelerinde kullanılan cihazları ve bu cihazlara mahsus iletkenleri, aşırı akımlardan koruyarak devreleri ve cihazı hasardan kurtaran açma elamanları diye bilinir.. Sigortalar evlerde, elektrik santrallarında, endüstri tesislerinde kumanda panolarında, elektrikle çalışan bütün aletlerde kullanılır ki ani yüksek akımda yahut uzun süreli limit akımda, sigorta devreyi kesecek olan mekanizmayı öyle ya da böyle tetikleyerek devreyi keser ve daha fazla akım gitmesine engel olur.

    Tahminime göre biz beynini aktif olarak kullanabilen yaratıklarda elektrik akımlarının türevleri ile çalışıyor olduğumuza göre bir takım sigortavari elemanlara sahibiz içerilerde bir yerlerde. Ani, yüksek yahut sürekli gelen akınlarda bu eleman koşar gider ve yetkili mercilere haber vererek türlü şekilde iletişimde olan noktaların iletişimini, etkileşimini keserek bir nevi imdada yetişir.

    Hele bir de böyle gelip giden ani ve yüksek akımların etkisini arttıracak türlü katalizörlerle desteklenen olaylarda durum sanki bir miktar daha farklı cereyan ediyormuş gibi hissediyorum. Hissediyorum diyorum zira bir ya da sayılarını tahmin edemediğim bir kaç sigorta elemanı görevlerini itina ile yerine getirmiş gibi geliyor bana ve hatta hala daha ilgili elemanlardan haber alınamıyor olması içimde derhal arama kurtarma ekiplerine haber verilmesi ve bir acil müdahale ekibi kurularak duruma el koyması sağlanması gerektiği konusunda ince ince dürtüklüyor, yetmiyor aba altından sopa dahi gösteriyor.

    Sigortalar atıp, şalterler indiği zaman önce elektriğe bağlı aletlerin bağlantısı kesilir ve şalter o şekilde kaldırılır ki olası bir aksaklıkta edevata zeval gelmesin.

    Ben de ne yapmam gerektiğini düşünüyorum şu sıra, ince ince. Hangi edevatların akımla olan bağlantısını kesmeli ve hatta kaldırıp tavan arasına kaldırmalı onu tartışıyorum kendi içimde.

    Hadi bakalım, şimdi sigara bul ki içesin." crato

     

     

    5/4/2008

    Beseech Lost

     
     
      
     
     
    BESEECH - LOST
     
    Lost in myself, I cannot feel
    Control I aim, I stumble and fall
    Believing you, that's why I loose
    Emotionless, I'm falling apart

    Reaching for you but falling through
    Confused I am, I'm loosing ground
    Embraced by you in my own mind
    Holding on to the sweet beliefs

    Calling out my own reality,
    Screaming out all my fears
    Overwhelmed by all insanity,
    Sacrificed a thousand tears

    Calling out in pain my weaknesses,
    Fighting to get back whole
    Overwhelmed by madness,
    Lost in the darkness of my soul

    Woke up alone, but in my heart
    You were there whispering my name
    Wanna go back to the same old place
    Where we belonged until death do us part

    I close my eyes and numb my heart
    Wish for sleep but only face my truth
    Embraced by you in my own mind
    Holding on to the sweet beliefs

    Calling out my own reality,
    Screaming out all my fears
    Overwhelmed by all insanity,
    Sacrificed a thousand tears

    Calling out in pain my weaknesses,
    Fighting to get back whole
    Overwhelmed by madness,
    Lost in the darkness of my soul
     
     
     
     
     
    4/7/2008

    Erkin Koray - Senden Başka Hiç Kimse Yok İçimde

     

    "İnan ki..

    Senden başka..

    Senden başka..

    Senden başka..

    Hiç..

    Kimse yok içimde..

    Kimse yok içimde..

     

    Yüzüne bakmasam da,başımı çevirsem de..

    Seni her gördüğümde..seni her gördüğümde..

     

    İnaaaan ki.. senden başka senden başka senden başka hiç..

    Kimse yok içimde..kimse yok içimde..

     

    Ne kadar kırgın olsam dargın olsam da bile..

    Dargın olsam da bile..

     

    İnaaaan ki.. senden başka.. senden başka.. senden başka..

    Hiç.. kimse yok içimde..kimse yok içimde..

    ..kimse yok içimde..

    ..kimse yok içimde.. "

     

    Erkin Koray

     

     

     

            Ara ara içimde erkin koray dinleme isteği uyanıyor ve dönüp dolaşıp her defasında bu şarkıya çıkıyorum. Hemen aklımda türkan şoray ın "sultan" adlı fimi canlanıyor ne alakaysa (o filmde bu şarkı kullanılıyor mu bilmiyorum ama sanmam) gerçekleşmesi mümkün ama nedense hiç olmayacak olan hayalim türk filmlerinden özellikle 70-80 li  yıllara ait türk filmlerinden (daha eskilerden olsa olsa belgin doruklu siyah beyaz filmler olabilir) oluşan bir arşiv yapmak. hani bazen onlarca kez izlenildiği halde yinede " tv de olsa da  izlesem" denilen türden canım istediği an tvyi beklemeden teknolojinin nimetlerinden yararlanıp istediğim filmi seyretmek ne iyi olurdu. farkettim ki spacesimde bu şarkıya dair bir şey yok en azından sözlerini bulundurayım :)

     

    kendi kendime konuşup yazmak da güzel :D

     

     

     

    3/1/2008

    Teknolojinin Çare Olamadığı...

     
     
     
    Sakarlığıma diyecek birşey bulamıyorum artık ama şansımı çok zorladım sonsuza kadar hep aynı yerden kurtaramazdım ki düştü işte sonunda boğuldu suda telefonum. hadi onu da geçtim dakikalar sonra bunu farketmiş olmam en kötüsü. yok hayır en kötüsü bataryasını saatlerce telefonda bırakmamdı. hiçbirşeye üzülmüyorum da insan anılarını telefonda saklar mı? sms dediğin nedir ki anıya bedel olur mu? herşey herşeyi unutmam için oluyor sanki. tlf. numaralarını, kaydedilmiş mesajları, notları, sadece telefonumda olan ve tekrar indirmeye üşendiğim müzikleri ve asla aynısı hiçbir zaman çekemeceğim resimleri iki parmak derinliğindeki suda kaybettim. İnsan bir an paniğe kapılıyor "hepsi gitti şimdi napıcam ben..." :) sanki onlar kaybolunca hafızamdakilerde silinecekmiş gibi saçma sapan bir hisse kapıldım. sonra umursamaz bir tavır "sağlık olsun..."  içinden çıkılmaz bir ton düşünce hızla akıp geçerken telefon fihristimde numaraların, bilgisayarımda msjların müziklerin ve resimlerin kopyasını aldığımı hatırladım. sanki hem kalmak istemeyip hem de kaçamadığım, hem unutmak isteyip hem de sürekli hatırladığım bir durum dağ gibi karşımda. hatırladığıma mı daha çok üzülsem kaybettiğime mi bilmiyorum. bir gün hafızamı da kaybedicem bakalım o zaman hangi fihrist hangi bilgisayar imdadıma yetişecek :)
     

     

    2/17/2008

    Kar Yağışı

      
     
     
        İzmir de ender görülen hava olayını görüntülemek o anda nerden aklıma geldiyse sonuçları bunlar işte. ayda yılda bir resim çekerim onda da ya yıldırımlar çakar ya da böyle kar yağar :) bu kış sevdiğim kışlardan biri olarak tarihime geçecek kar bile yağdı izmir e daha ne isterim bakalım baharı görebilecek miyim? bu ender olay yaşanırken heralde birçok kişinin aklına karlı geçen kış günlerindeki anıları canlanmıştır bende de olduğu gibi. küçükken hava olaylarının ilahi yaradan tarafından oluştuğunu sanırdım "bugün allah buzdolabını temizliyor " :D:D iyi ki okul hayatına çabuk başlamışım yoksa daha kimbilir nelere neler uyduracaktım kim sokuyorsa bunları kafama küçük yaşta. Sabah sabah hafiften bir gülme krizine girme nedenim oldu kar yağışı. "gülme krizi" bu krizlerimi seviyorum :) bir de kronik uykusuzluğuma çare bulsam süper olucam süper bunun nedeni de mi ilahi "ben hep uyuyorum ey kullarım siz geceleri bile uyumayın özellikle sen evet sen sırıtma öyle niye uyuyorsun ki" :D:D
    deli hoşluğu işte...

     

    (hep aklımdasın)


    1/18/2008

    Belki de 1 iz

     
     
     
     
     
     
    "...birlikte sonsuza doğru saymaya söz vermiştik ama hep 1 de kaldık. bir türlü "iki" diyemedik. biz 1 olunca herşeyin üstesinden gelirdik ama "iki"kelimeyi bile bir araya getiremedik, söyleyemedik. çekindik belki de, korktuk. belki de 1 den sonrakileri görüyorduk ve korkuyorduk, endişeleniyorduk. yine de kararlıydık hırsla 1 diyebildik. sonra sustuk sebepsizce, bu yüzden "iki" diyemedik belki de. 1 de kalmayı seçtik. ilkler unutulmazdır ya hep belki de hiç unutmamak, unutulmamak için "iki" diyemedik 1 de kaldık. ya saymaya "sıfırdan" başlasaydık, ya hiç 1 diyemeseydik, ya 1 olamasaydık, ya sen olmasaydın?..."
     
     
     
     
     
     
    12/16/2007

    Müşteri Olmak...

    Mağazacılık Sektöründe Küfür Yemek İstemeyen Müşteri Olmak İstiyorsan:
     
    1- Asla ve asla mağazanın açıldığı ilk dakikada ve kapanmasına dakikalar kala alışveriş yapma!!! mecbur musun son dakikalarda alışveriş yapmaya!!! Sabahın köründe seni kim yatağından kaldırıyor kuzum "eeyyy insanoğlu git ve alışveriş yap tam zamanıdır kaçırma" ve ya "soon dakikalar gidip alışveriş yapmanın tam vakti son 2 dk. da bakalım kaç ürün alabilirsin haydiii koooşşş" diye.
     
    2- Asla ve asla cumartesi ve pazar günleri 1. kuralı ihlal etme alışveriş krizinden öleceğini bilsen bile!!!
     
    3- Yardım teklif eden satış danışmanına " ben bakarım, ben yaparım hıh" vb. şeklinde çemkirme o da sana bayılmıyor yardım etmek için, işi o napsın başka :) sanki en üst raftaki ürüne boyun yetebilecek ya da istediğin bedendeki kıyafeti  özenle katlanmış sıradan şıp diye bulabileceksin.
     
    4- Pırıl pırıl, tozu alınmış raflardaki günlerce özenle katlanan kıyafetlerin hepsini deneyip hiçbirini almadan sakın ha sakın mağazadan çıkayım deme!!! en azından bi çorap al bari ecdadın rahat olsun :D
     
    5- Hediye, eşantiyon, özel indirim vs. gibi uygulanmadığını bildiğin ama yine de bari espiri olsun da hava yumuşasın tarzındaki davranışlarda bulunma. emin ol ki hava şartları pek müsait olmuyor.
     
    6- Outlet yada indirim mağazasına girdiğin hatta alışveriş yaptığın halde, aldıkların poşetlenirken "yaaa bunun üzerinde indirim, outlet yazmayanı yook muuuu?" tarzında aptalca ve hatta salakça bir soru sorma sana ancak bön bön bakarlar ya da girdiğin mağazaya bir daha bak. bardy jeanse girip diesel jeans poşeti bekleme yani :D:D
     
    7- Kimse sana tüm ürünleri elleme zorunluluğu getirmiyor. "seçmece bardak" vb. şeklinde bir uyarı yoksa tabi. yoksa mağazanın her yerinden parmak izlerini bırakıp stokda eksik çıkan ürünlerin bedelini mi ödemek istiyorsun o zaman problem yok.
     
    8- Üzerinde kocamaaaaannn fiyat etiketi bulunan ürün için gelip "bu ne kadaar, bu kaça oluuur" şeklinde aptalca sorular sorma. cam ürünlerin üzerindeki minicik hava kabarcağını "bu defolu yaa" şeklinde çemkirerek görebilen gözlerin etiketi göremeyecek kadar bozuk olamaz.
     
    9- Koca mağazayı hiç şikayet etmeden saatlerce dolaşıp kasada ödeme yapmak için 5 dk. beklerken sabırlı olmayı öğren. ayıp oluyor hem de çok.
     
    10- Asla ve asla çöplerini kuytu köşelere "nasılsa kimse görmez yaaawww" diyip bırakma. kimi gözler var alim allaah felfecir nasıl görüyor o çöpleri. Peşinde hizmetçin yok senin arkandan pisliğini temizlesin yada temizletsin!!!
     
    11- Bunu da asla ve asla yapma: yemek tabağını eline alıp bayan kazaklarının arasına ya da erkek gömleklerinin içine bırakma hiç iyi bir kombin olmuyor olsa biz yapardık zaten; ya da su bardağını saksıların içine, ya da erkek kemerini vazoların içine, ya da diş fırçalığını kahvaltı setlerinin arasına........
     
    12- MAğazada dolaşıp ürünlere bakmanın da bi adabı var ama değil mi? elinde çubuk kraker ya da bisküviyle hayvanat bahçesinde değilsin ki. Sonra "aa bu gömlekdeki leke aynı bisküvimdeki çikolata lekesinden olmuuş" deme olabilir doğaldır (aslında fena da olmaz çikolatalı gömlek :D:D:  )
     
    13- Asla "Ben ......... mağazasında şu üründen görmüştüm sizde de var mıı?" iye de sorma. o orda satılan bi ürün. o ürün o anda gezdiğin mağazada olsa o mağazanın adı da ....... mağazası olur.
     
    14-  Asık suratlı olma. Karşında keyfinden sırıtan bir insan yok bari karşılık ver bir yerin eksilmez korkma.
     
    15- Asla ve asla karşındakinin de en az senin kadar bir insan olduğunu unutma ve görmek istediğin muamele ve davranışları göster ki kat kat fazlasını bulasın - bu her zaman her yerde geçerli olan bir koşul-
     
    bu kuralları dikkate aldığın takdir de mutlu, sağlıklı ve küfürsüz bir alışveriş yapmış olursun. yok küfür edilmeden duramama arsızım diyorsan tercihindir saygı duyulur ve itinayla tercihine uyulur :)
     
    6/18/2007

    KANDIRILDIK :/

    Güzel İzmir'imin güzel bir ilçesinde Urladaydık bu haftasonu. öğlen çıktık yola her zamanki ikili Ebuş ve Ben. Amaç belli deniz sezonunu açmak. yüzmek ve güneşlenmek hayali ve heyecanıyla biraz da kaybolurmuyuz tedirginliğiyle dolmuşçunun taksi tarifesine rağmen offroadun yapılacağı köye gittik. Hani sözüm ona etkinlik posterinde "deniz, plaj eğlenceleri" yazıyorya yol boyunca farketmiş olmamıza rağmen kıyıdan uzaklaştığımızı  yine de "belki şu tepenin arkasındadır sahil yakın orası da canım  yürürüz nolmuş" diye teselli ediyorduk birbirimizi.  Güneş tepemizde başladık beklemeye etkinlik alanında... tavla turnuvası, langırt haykırışları, keskin nişancı yarışması, tangram yarışması için sorulan sorulara yaptığımız geyiklerden sonra akşamı etmeye çalıştık ama her geçen saatte anladık ki burda deniz yok!!! O anda anladık kandırıldığımızı ki yine de bir umut vardı içimizde hani posteri hazırlayan kendi arkadaşımız olmasa "kandırıldık" dicektik gönül rahatlığıyla. Arkadaşları bekledik ama biraz kızgın bolca can sıkıntısı içinde. Kuru kuru güneşin altında yandık bir de. Akşam konserde eğleniriz dedik avuttuk yine kendimizi. akşam oldu sahne arıyoruz, ses sistemleri, büyükçe bir alan vs... Konser alanı 8-9 m2 bi yer olunca denizin olmayışını anladığımızdaki kadar olmasa da şaşırdık. Hadi biz neyse de sahneye çıkacak arkadaşlarımızın şaşkınlığı üzücüydü gerçekten. İçlerinde bir sonraki gün öss sınavına gireceklerin olması da apayrı bir durumdu ki bir tanesi tavan puan yapma gayretiyle her sene sınavı alt üst eder :)) "çıkıcaz-çıkmıcaz" tartışmasının ardından 20 dk. içinde sahneye kurulup ses düzenleri ayarlandıktan sonra başladılar şarkılarına. yarışmacılar ve tüm etkinliğe katılan misafirler yemek alanında olmasına rağmen iyi birşeyler yapmanın gayreti içindeydiler. "Belki biz başladıktan sonra sahneye gelirler" diye düşünsekte kendilerine ve bize verdikleri konseri 5-6 şarkının ardından son verdiler. Malum ertesi gün sınava girecekler olduğundan dolayı izmire dönülmesi gerekiyordu. Gidenler gitti kalanlar mazotu bekledi :) ve "bari gece deniz kıyısına inelim bu dağda ölürüz yoksa :)" düşüncesiyle, çadır ve uyku tulumu rahatlığını tepip, yoğun arama çalışmalarının sonunda bir sahile ulaşabildik. "açıklama" yarışı, kravat takanlar, "yıldız kayıyor sanki bak bak... kayıyor ya baksana.. kaymıyor hatta yürüyor, zıplıyor da olabilir... titreşiyor hatta...inanmazsan inanma... bak bak bu kayıyor ama..."  :))) oturma açıları ölçme 45, 90 en rahatı 175-180 :)) çakıl kayalarını! vücudumuzdan ayıklama vazgeçilmezimiz şarap ve gitar gecenin yıldızları kadar güzel ve eğlenceliydi. yerler paylaşıldı, uyuma modundakiler, yarı uyku modundakiler, hala yıldız kayıyor sanma modundakiler diye ayrıldık köşelerimize. Yıldızlar gerçekten çok güzeldi o kadar çoktular ki, içlerinde kayanlar oldu tabi :))) biz de onları kandırdık çakmakla msj verdik :))) sabaha karşı uykuya dalmışım ki sabah güneşi ve sivrisineklerin bayram sesine uyandım. Gecenin karanlığında kendimizi zor gördüğümüzden dolayı ayaklarımızın dibindeki denizi unutmustuk ki sabah farkettik deniz mükemmeldi. Açlık susuzluk ve nikotinsizlik başımızı ve midemize işkence yaptığını iyice kabullenince urlaya gitmeye karar verdik. kahvaltı, zift çayı ve "dizi setinden insanlar" muhabbetlerinden sonra başka sahilde denizin tadını çıkardık. Son dk. Ebuşun mide şovuna rağmen eve ulaşabildim. Beklentilerimizi karşılayamamış olsak da benim için farklı bir gün olmasından dolayı güzeldi yaşananlar. O yıldızlara diyecek birşey bulamıyorum. Gerçekten şehrin ışığı yıldızları kapatıyormuş. Ne kadar da çoktular yaa...
     
     

    Konser anının resimlerle anlatımı :)   
     
     
     urlasizofreni.jpg      
                       -Şizofreni-
    nerdeyse konser boyu arkaları dönüktü :D 
                     
     melih.jpg
                        -melih-
    ah bir de davul pedali sabit durabilseydi... 
     
    oldu.jpg 
        -ses teknisyeni-
    çok şey yapmaya çalıştı en son gördüğümde topallıyordu.
     
     klavye.jpg 
    çok saygıdeğer bir şahıs "time" şarkısında introdaki saat efekti onları bile süpriz olup şaşırttı. "konser!" süprizinin onu şaşırtması kadar olmasa da :D
     
    frht.jpg
               -ferhat-
    gece boyunca bas da bile çok şey "açıkladı"  :)))
     
     eren.jpg 
                 -eren-
          o hep iyidir zaten
     
    engin.jpg
               -engin-
    kapanış konuşması sahnede: "yarın ki öss sınavından dolayı bizden bu kadar teşekkür ederiz "...
    sahne arkasında: "bizi bu allahın dagına bunca kalabalık(!) ve bol para(!) için çağırdığınızdan dolayı sizi allaha havale ediyorum biiipp biiip(!)  manyaklar... " :)))))))
     
    istekoptugumuzan.jpg
    Ve işte tüm günü kurtaran an. bu anı gordukten sonra sanki tüm günün acısına inat herkes bir kahkaha patlattı sandalyelere zor tutunduk erenle ferhatın hep arkası dönüktü sahnede ama şu anda suratları gülmekten binbir şekle girmişti yazık melih çaresiz boş da olsa sahnenin önüne fırlattı kahkahalarını. önce adam birşey sorcak isticek sandık sonra demesin mi "bi resim çektirebilirmiyiz" diye engine. engin de çok profesyonel :D hemen kamera poziyonu alıp poz vermez mi? :)))) süperdi süpeerr. 
     
     
     

     

    6/8/2007

    :) Tesekkür Ederim

     

    En çok soyutladıklarımızdandır bu deniz kabukları. Senin için değerli birşeyi neden paylaşırsın ki bir başkasıyla. Hic mi dusunmez insan "acaba benim verdigim degeri, anlamı verebilir mi?" diye. O senin için değerliydi, anlamlıydı, huzur verendi. Sen onu değerli, anlamlı, huzur veren yaptın. Benim için sadece "deniz kabuğu" olmaktan öteye gidemez. :) Bencilliğim had safhaya vardı içimdeki utançla birlikte. Ben olsam kimseyle paylaşmazdım -paylaşmadım da hiçbir zaman işte o kadar bencilim- yine de çok ama çok teşekkür ederim.

    denizkabugu.jpg

    - andırıyor sanki :) -

    Şimdi düşünüyorum bir kısacık mektup -not- karşılığında kendisi için değerli olan nesne görünümlü anlamlar paylaşılabilir mi?  Bu kadar şaşırtıcı olamaz, bu kadar mı açız yoksa(!) bu kadar da fakirlesmis mi insanlar duygularında? Aslında bu korku biliyorsun. Hadi sen şanslısın emanetine(!) gözü gibi bakacağı birine verdin :) ya başkası olsa? Umarım hayatta tek kaybın deniz kabukları olur. Değerleri nasılsa senin içinde. En kısa zamanda iade edeceğim. geceleri sessizlik içinde olmanı istemem  hem bak tam senin kulak yapına uygunmuş :)) bana fazla büyük ve ağır geliyor...  

    4/19/2007

    Dinle(n)me Tesisi

          
                                   Sigara - Ney                            Deli Kızım Uyan - Baglama
      
           
                              Gel Ey Seher                            Perdeler - En İyi Söz - Video
        En İyi Düet Polat Bülbüloğlu         
     
     
           
     Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler             Çakıl Taşları - Klavye - Akustik Gitar    
              Solo Elektro-Davul              
     
     
     
           
                A.K.C.K. - Akustik Gitar                          Ben Şarkımı Söylerken
                                                                      Elektro Gitar-Scream Vokal